Etiler Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi'nde yaşayan 71 yaşındaki Yaşar Şılak ile 81 yaşındaki Nuri Talat Övütmen'in, minibüs yolculuğunda başlayıp bir süre evlilikle devam eden hikayesi, 19 yıllık ayrılığın ardından yeniden nikah masasına oturmalarıyla ikinci bahara dönüştü.

Övütmen ve Şılak'ın yolları 2000'de Kumburgaz-Yenibosna hattında yaptıkları minibüs yolculuğunda kesişti. Yan yana oturmalarıyla başlayan sohbet kısa sürede yakınlığa dönüştü, ardından gelen buluşmalar ve tanışma süreci evlilikle sonuçlandı.

Çift, 6 yıl süren evliliklerinin ardından, 2006'da anlaşmalı olarak yollarını ayırdı. Ayrılık sürecinde tamamen kopmayan ikili, zaman zaman telefonla görüşmeye ve birbirlerinin hayatında yer almaya devam etti.

Yıllar içinde yalnızlığın ağırlaşması ve birbirlerini anlamaları, çiftin yeniden bir araya gelmelerine zemin hazırlarken bu süreçte Yaşar Şılak, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne bağlı Etiler Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi'ne yerleşti.

Görüntülü görüşmelerle 2022'den itibaren bağlarını güçlendiren çift, yeniden evlenme kararı aldı ve 16 Ekim 2025'te ikinci kez nikah masasına oturdu.

Evlilik kararının ardından Övütmen de ikinci baharını yaşayacağı eşinin kaldığı huzurevine yerleşti.

Yaşlılık dönemini güvenli ve huzurlu bir ortamda huzurevinde geçiren çift, günlük yaşamlarında çoğunlukla aynı odada sohbet ediyor, televizyon izliyor, anılarını paylaşıyor, geçmişte olduğu gibi birlikte dans ediyor, etkinliklere katılıyor.

Yıllar sonra yeniden kurdukları hayatı "can yoldaşlığı" olarak tanımlayan çift, anlayış ve sevginin önemini vurguladı, aile bağlarının korunması, yalnızlığa karşı dayanışma ve birlikte yaşlanmanın kıymetinin bilinmesi gerektiğini ifade etti.

Çift, hayatın ilerleyen dönemlerinde en büyük gücün sevgi ve arkadaşlık olduğunu belirterek ikinci kez attıkları imzayı hayatlarının en değerli hediyesi olarak gördüklerini söyledi.

"Sevdiklerinizin, sizi sevenlerin kıymetini bilin"

Yaşar Şılak, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kendisinden önce doğan 4 kardeşinin hayatını kaybetmesi üzerine adının Yaşar konulduğunu belirterek, ailesini yalnız bırakmamak için 45 yaşına kadar evlenmediğini anlattı.

Annesi ve babası vefat edince yapayalnız kaldığını belirten Şılak, "Yalnız kalmak çok zor bir şey. Gerçek mutluluk sizi sevenlerle sevdiklerinizle hayatı, sofrayı, tatili, çayı, kahveyi paylaşmak. Kimse bunun farkında değil. Çünkü hep yarın için hayalleri, umutları var. Onun peşinde koşuluyor ama kaç kişi o yarın hayallerine kavuşuyor. Sevdiklerinizin, sizi sevenlerin kıymetini bilin, dolu dolu yaşayın." dedi.

Eşi Övütmen ile boşanmalarının ardından geçen 19 yıllık sürede iletişimi koparmadığını, görüşmeye devam ettiğini anlatan Şılak, 6 yıl önce huzurevine yerleştiğini belirtti.

"Tekrar bir araya geldik, şimdi içim rahat, huzur içindeyim"

Şılak, tekrar evlilik kararı almalarına ilişkin, şunları dile getirdi:

"Eşim de yalnız yaşıyordu. Yalnızlığın ne kadar zor, acı bir şey olduğunu bildiğim için sevgi, vicdan, bazı şeyler öne geçiyor. İkimiz tekrar bir araya geldik, şimdi içim rahat, huzur içindeyim. Evliliğimiz can yoldaşlığı oldu. Hayatı, hayatın getirdiği zorlukları, acıları paylaşmak önemli, yalnız olunca hayat çok zorlaşıyor. Can yoldaşı, hayat arkadaşı, bir nefes gerekiyor. Evlilik teklifi etti. İkimiz de yalnızlıktan kurtulacaktık. Yaşlılığımızı huzur içinde yaşayacağımızı düşünerek mutlu oldum, kabul ettim. Bana verdiği en unutulmaz hediye, nikah dairesinde attığımız imza oldu. Sevginin, saygının, evliliğe atılan imzanın bir fiyatı yok. Sevginin fiyatı olsaydı o zaman herkes sevginin ne demek, nasıl bir şey olduğunu bilirdi, anlardı ama kalpten kopup geldiği için satın alamadıkları için sevginin ne kadar değerli olduğunu bazıları anlayabiliyor."

Eşiyle dans etmeyi çok sevdiğini belirten Şılak, huzurevinde güzel zaman geçirdiklerini, aktivitelere katıldıklarını, birlikte sohbet ederek geçmişi yad ettiklerini kaydetti.

Yaşar Şılak, genç çiftlere de şu öğütlerde bulundu:

"Önce eğitim ve iş olarak geleceklerini garantiye alsınlar. Aileden kopmasınlar, aileleri zaman zaman karışabilir ama bunların üzerinde hiç durmasınlar. Keşke annem hayatta olsaydı da bana karışsaydı, diye düşünüyorum. Kendimi tanıdığımdan beri hayattan beklediğim bir yudum sevgi, bir yudum mutluluk. Çiftler önce birbirlerini saysınlar, anlayışlı olsunlar ve damatlar asla ihanet etmesin. Hiçbir kadın ve erkek ihaneti hak etmiyor. Anlaşmazlık, sevgisizlik, saygısızlık, olumsuzluk varsa alsın karşısına konuşsun. Mutsuz evlilikleri sürdüren aileler de asla çocuk yapmasın. Çocuğunuzu mutlu bir yuvada büyütecekseniz yapın."

"Yanıma oturdu, dondurma yemeye davet ettim"

Nuri Talat Övütmen de eşiyle tanıştığı Kumburgaz-Yenibosna hattındaki minibüs yolculuğunu anlatarak "Yanıma oturdu, nerede oturduğunu sorarak sohbet etmeye başladık. Sonra 8 Ağustos'ta dondurma yemeye davet ettim. Kabul etmekle beraber yanıma o kadar şık geldi ki düğüne gider gibi, topuklu ayakkabı giymiş. Bana verdiği değeri ifade etti sanki. O şekilde hazırlanıp gelmesi, benim gönlümü aldı. Ailelerimiz tanıştı, evlendik. O dönemler kaplumbağa arabam vardı, onunla çok gezdik, turla gezilere katılmaya başladık. Sonra çevrenin verdiği bir takım şeyler oldu, ayrılık kararı aldık. İrtibatı hiç kesmedik. Taşınması gerekiyordu, gittim ona yardım ettim. Yaşar Hanım ayrıldıktan sonra görüşmelerimize hiç hediyesiz gelmedi, hep bana bir şey alıp gelirdi. Sonra kendisi huzurevine yerleşti." ifadelerini kullandı.

Şılak'ın, kendisine de huzurevine yerleşmesini söylediğini belirten Övütmen, şöyle devam etti:

"Oraya gelebilmem için evlenmemiz lazım dedim, tekrar evlilik teklifi ettim. Teklifimi kabul etti. Sonra ben de huzurevine müracaat ettim. Akrabalarımız kalmamıştı, nikah salonunda çalışanlar davetlimiz oldu. Bizi alkışlayanlar onlar oldu. Abiye gibi bir elbise giydi nikahımızda. Mantıken bundan sonra beraber olmamızın daha anlamlı olacağını hissettik ama gönlümüzdeki bitmeyen sevgi de tamamlayıcı oldu. Eşime 'Maaşlarımızdan 5'er bin kenara koyalım, birikim yapıp yaza balayına gidelim.' dedim. Balayı için hazırlık yapıyoruz. Deniz kenarında bir yerde 1 haftalık tatil için hazırlık yapıyoruz. Herkes evlilik kararımıza saygı gösterdi. 80 yaşından sonra artık ne kadar yaşayacağımızı Allah bilir."